Close

Snooker Tarihinin Unutulmaz Maçları

Snooker, nispeten düşük bilinirlikte seyreden bir spor olsa da, izleyicileri için zaman zaman unutulmaz maçlara sahne oluyor. Özellikle dünya şampiyonası, diğer bir ifadeyle “crucible” maçlarında yaşanan bazı anlar hala hafızalardan silinmiş değil. Bu yazımızda snooker tarihindeki en unutulmaz isimleri ve maçları paylaşacağız.

Ronnie O’Sullivan

Unutulmaz maçlar deyince ilk akla gelen karşılaşma; efsane isim Ronnie O’Sullivan’ın, 1997 Dünya Şampiyonası’nda henüz 21 yaşındayken, ilk tur mücadelesinde Mick Price ile karşılaştığı esnada sadece 5 dakika 21 saniyede tüm topları temizleyerek tarihin en hızlı 147 ‘sine imza atmasıdır. Belki de bu rekor, Ronnie’nin gelecekte ne denli başarılı olacağının ilk işaretiydi.

Dennis Taylor

1985 Crucible Finali ise yıllar geçse de hala tazeliğini koruyor. Kariyerinde daha önce dünya şampiyonluğu bulunmayan Dennis Taylor, daha önce 4 defa “dünya şampiyonluğu” unvanı ile finale gelen Steve Davis ile karşılaştı. Steve Davis 8-0 öne geçince herkes bu maçın artık bittiğini düşünmüştü. 9. frame’de Steve Davis’in güvenli vuruş yapabileceği yeşili pot etmeye çalışırken kaçırması, işleri bir anda tersine döndürdü. Bu kabus anından sonra Dennis Taylor adeta şaha kalkmış ve ilk günü sadece iki frame geride, 9-7’de kapatmıştı. Ertesi gün karşılaşma inanılmaz bir hal almış, maç 17/17’ye gelmişti. Artık son söz final frame’ine kalmıştı. Herkes nefesini tutmuş, yeni şampiyonun kim olacağını merak ediyordu. Final frame’inde Steve Davis kırmızı-mavi oynayarak seri yapmış ve durumu 62-44’e getirmişti. Artık masada yalnızca 4 renkli kalmıştı ve fark 18’di. Masada 22 sayı vardı. Davis’e yalnızca kahverengi yetecekti lakin Taylor’ın masayı temizlemesi gerekiyordu. O anda, imkansıza yakın şeyler olmuştu. Davis potu kaçırmış ve ardından masaya gelen Taylor, arka arka yaptığı potlarla durumu 62-59’a getirerek ve farkı 3’e indirmişti. Bundan sonra karşılıklı isabetsiz denemeler yaşanmış ve yaklaşık 14 saat süren müsabakada Dennis Taylor siyahı pot ederek ilk şampiyonluğuna ve ayrıca  snooker tarihinin yıllarca unutulmayacak bir mucizesine imza atmıştı.

Stephen Hendry

1990 Dünya Şampiyonası Finali’ni kazanan ismin gelecekte dünyanın en ünlü snooker sporcularından Stephen Hendry olacağını kim tahmin edebilirdi? Stephen Hendry henüz 21 yaşındayken, finalde, o zamanların ünlü oyuncularından Jimmy White’ı 18-12 yenmiş ve snookerın “en genç dünya şampiyonu” olarak adını tarihe yazdırmıştı.

Stephen Hendry demişken, bu büyük üstadın vedasını anmadan olmaz. 2012 Dünya Şampiyonası kimileri için mutlu anlar barındırırken, kimileri için buruk bir hüznün yükünü taşıyordu. 2013 Dünya Şampiyonası Çeyrek Finali’nde Stephen Maguire, Stephen Hendry’i 13-2’lik skorla mağlup ederken, büyük üstat snooker sahnesine de veda etmiş oluyordu. Tam 7 dünya şampiyonluğu bulunan efsaneyi izlemeyenler kim bilir neler kaçırmıştı…

Mark Selby

2016 Dünya Şampiyonası Finali’nden bahsetmezsek haksızlık etmiş oluruz. İlk şampiyonluğuna Ronnie Sullivan gibi bir ismi devirerek ulaşan Mark Selby, final etabına kadar oldukça zorlu bir süreçten geçmişti. Ali Carter, Neil Robertson gibi isimleri geride bırakarak finale yükselmek, doğrusu her oyuncunun harcı değildi. Özellikle Neil Robertson ile 12 saat süren yarı final maçı, final öncesi Selby’i epey yormuştu. Tüm bunlara rağmen Selby finalde öylesine soğukkanlı oynamıştı ki, rakibi Ronnie dahil olmak üzere herkesi şaşırtmıştı. Oyunu gerektiği yerde soğutmayı bilmesi ile basit potlardan kaçınıp güvenli vuruşu tercih etmesi, belki de Selby’e kupayı getiren en kritik iki etken olmuştu. 2016 finali, Selby’nin ilk dünya şampiyonluğu ve sıradışı oyun tarzı ile unutulmazlar arasına girmişti.

Paul Hunter

2004 Master Turnuvası hüzünlü bir hikayeyi de barındırıyordu. Dış görünüş açısından snooker’ın David Beckham’ı diyebileceğimiz Paul Hunter, yakalandığı amansız hastalığa yenik düşüp aramızdan ayrılmadan önce bu zorlu turnuvayı kazanmıştı. Finale gelene kadar Mark Wlliams ve John Higgins gibi ustaları geride bırakan genç oyuncu, finalde ustaların ustası Ronnie Sullivan’ı  10-9 yenmekle kalmamış, yaptığı tam 5 adet yüzlük seriyle de izleyenleri mest etmişti. Hayat öyle acımasız ki, bu muhteşem yeteneği maalesef bir daha izleme şansımız olmayacaktı. Huzur içinde uyu Paul Hunter.

Stuart Bingham

Snookerın beyefendi isimlerinden Stuart Bingham’ın 2011 Avustralya Açık Finali’nde imza attığı geri dönüş de unutulmayanlar arasında. Maçın ilk seansında Mark Williams karşısında 7-4 geriye düşen Stuart Bingham için çoğu kişi maçı kaybettiğini düşünüyordu, ancak aradan sonraki maçın ikinci seansında, masada bambaşka bir Stuart Bingham vardı. Bingham etkili dönüşüyle durumu 8-8’e getirerek maçı karar frame’ine taşımaya başarmıştı. Karar frame’i karşılıklı hatalar ile geçilirken, Bingham önce frame topunu sahaya gönderip sonrasında da rakibi Wiliams’ı masaya davet etti. Williams kick sonucu topu rakibine bırakınca, Sturt Bingam kupayı kazanmayı başarmıştı. Finalin müthiş bir geri dönüşle kazanılması kadar, elde edilen zaferin Bingham’a 16 yıllık kariyerinin ilk kupasını kazandırması açısından da oldukça değerliydi.

Snooker, mevcut durumda popüler branşların gerisinde olsa da izleyicisine sunduğu heyecan bağlamında onların hiç de gerisinde değil. Son yıllarda yetenekli sporcuların çıkması ve sosyal medya ile bu sporun daha geniş kitlelere ulaşması, snookerı çok daha fazla kişi için heyecanlı hale getiriyor. Yukarıda bahsedilenler bu maçların en heyecanlı olanları, emin olun çok daha fazlası bu sporda.

Yazan: Gökçe Yurdakul

Editöryal: Nergiz Bulut & Yavuz Akyol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Leave a comment
scroll to top