Close

Bir Mucizenin Öyküsü: Toronto Raptors

2018-19 NBA sezonu, tüm zamanların en unutulmaz sezonları arasında yerini almıştı. 60 yılı aşkın bir süredir her sene düzenli olarak düzenlenen bu organizasyonda, ilk kez bir Kanada takımı mutlu sona ulaşmıştı. Ancak Toronto Raptors için bu süreç hiç de kolay olmadı ve şampiyonluğu kazanmak için iyi oynamanın yanı sıra beraberinde kendileri için bazı olumlu durumların da yaşanması gerekiyordu.

Şampiyonluğun ilk adımı : LeBron James’in Batı Konferansına Geçişi

Toronto Raptors, kurulduğu 1995 yılından beri Doğu Konferansı’nın başarılı takımları arasında yerini almış ve özellikle 2010’lu yıllardan itibaren NBA Play-Off’larının gediklisi haline gelmişti. Normal sezonları başarılı şekilde tamamlayıp Play-off mücadelelerine başlayan Raptors, bir türlü arzu ettikleri Konferans veya NBA şampiyonluklarına ulaşamıyordu. Kupaya uzanmadan önceki peşpeşe 3 sezonda karşılarına çıkan rakip, LeBron James’in formasını giydiği Cleveland Cavaliers’tan başkası değildi ve her seferinde Cavaliers eşleşmelerden galip ayrılan ekip olmuştu. Dolayısıyla Toronto’nun kupayı kazanmasındaki en büyük engel LeBron James olarak göze çarpıyordu. 

2018 yazına gelindiğinde ise tıpkı diğer Doğu Konferansı takımları gibi Toronto Raptors’ı da mutlu edecek bir gelişme yaşanmıştı. Temmuz 2018’de LeBron James astronomik bir bedel karşılığında Batı Konferansı ekiplerinden Los Angeles Lakers’la sözleşme imzalamıştı ve 15 yıldır ilk kez bir Doğu Konferansı sezonu, LeBron olmadan başlayacaktı. Yaşanılan bu gelişmenin ardından Raptors, şampiyonluğa olan inancını arttırdı ve bu doğrultuda kadrosunu güçlendirmeye başladı. İlk olarak yardımcı koç Nick Nurse ile sezona başlama kararı alan Raptors, daha sonra yıldız oyuncu Kawhi Leonard ve Danny Green’i kadrosuna takviye etti. Takas döneminin sonlarına doğru İspanyol Marc Gasol ile de anlaşan Raptors, şampiyonluk yolundaki diğer rakiplerine mesaj vermeye devam ediyordu. Ancak bu yeni oyuncuların yanı sıra kadrosundaki en önemli oyunculardan biri San Antonio Spurs takımıyla anlaşmıştı. 2009 yılından beri Toronto Raptors formasını terleten DeMar DeRozan’ın bu geçişi oldukça tartışma yaratmıştı. Tüm bu hamlelerle yeni sezona iddialı bir şekilde girmek isteyen ekip, normal sezonun açılış maçı olan 17 Ekim tarihindeki Cleveland Cavaliers maçını beklemeye başlamıştı.

Toronto Raptors için 2018-19 sezonu kendi evleri olan Scotiabank Arena’daki Cleveland Cavaliers maçıyla başlamıştı. Karşılaşmayı 116-104 kazanan Raptors, sezona iyi bir başlangıç yapmıştı. Ardından sırasıyla Celtics, Wizards, Hornets, Timberwolves ve Mavericks’i yenen Toronto Raptors, sezona 6-0’lık galibiyet serisiyle başladı. Nick Nurse’ün günden güne formunu arttıran ekibi, neden şampiyonluk adayı olduklarını bir kez daha ispatlamışlardı. Nitekim normal sezonu lider Milwaukee Bucks’ın ardından 58-24’lük galibiyet serisiyle 2.sırada tamamlayan Raptors, Play-off’lar için rakibini beklemeye başlamıştı. Sezonu 2. olarak tamamladıkları için Play-off’lardaki rakibi Doğu Konferansını 7.sırada tamamlayan ekip olacaktı.

O sezon Doğu Konferansı Play-off’larını 7. bitiren ekip Orlando Magic oldu ve Play-off ilk turunda Toronto Raptors–Orlando Magic eşleşmesi oluşmuş oldu. Eşleşmenin ilk iki maçına Toronto ev sahipliği yapacaktı. 13 Nisan’daki ilk maçı 101-104 kazanan Magic bir sürprize imza atarak ev sahibi avantajını ele geçirmiş oldu. 4 galibiyete ulaşan takımın tur atlayacağı bu eşleşmede gülen taraf, peşpeşe dört maçı da kazanan Toronto Raptors oldu. Konferans yarı finalinde ise rakibi, normal sezonu 3. sırada tamamlayan ve ilk turda Brooklyn’i eleyen Philadelphia 76ers takımı oldu.

Mucize sezonda atılan unutulmaz basket : Kawhi Böyle İstedi

Toronto Raptors ile Philadelphia 76ers takımlarını karşı karşıya getiren bu Doğu Konferansı yarı final eşleşmesi, uzun yıllar unutulmayacak türdendi. Serinin ilk maçına Raptors’un salonu Scotiabank Arena ev sahipliği yaptı ve mücadeleyi 108-95 ilk skorla Toronto Raptors kazandı ve seride 1-0 öne geçti. Kawhi Leonard attığı 45 sayıyla galibiyetin mimarlarından oldu. 2 gün sonra oynanan serinin ikinci maçına yine Raptors ev sahipliği yapacaktı ancak bu kez çekişmeli geçen müsabaka sonucunda Philadelphia 76ers maçı 89-94’lük skorla kazanarak saha avantajını eline geçirmişti. Durum 1-1 olduktan sonra seri, Philadelphia 76ers’in salonu Wells Fargo Center’a taşındı. Bir önceki maçın da moraliyle iyi başlayan 76ers, karşılaşmayı 95-116’lık skorla kazanarak seride 2-1 öne geçti. Seri, ismine yakışır şekilde son derece çekişmeli bir biçimde devam ediyordu. Son iki maçı kaybeden Toronto Raptors kötü gidişatı durdurmak için dördüncü maça son derece konsantre bir biçimde çıkmış ve müsabakayı 101-96 kazanarak saha avantajını yeniden ele geçirmişti.

Öte yandan, Doğu Konferansı’nın bir diğer yarı final eşleşmesinde ise Milwaukee Bucks ile Boston Celtics karşı karşıya geliyordu. O eşleşme Raptors-76ers eşleşmesi kadar çekişmeli geçmemiş ve yalnızca ilk maçı kaybeden Bucks, toplamda 4-1’lik skorla konferans finaline yükselerek rakibini beklemeye başlamıştı. Bucks’ın rakibinin belli olacağı Raptors-76ers eşleşmesinde skor 2-2’ydi ve beşinci maç yine Toronto Raptors’ın ev sahipliğinde oynanacaktı. Bu maç, önceki dört maçın aksine baştan sona Raptors üstünlüğüyle geçti ve Raptors sahadan 36 farkla galip ayrılan taraf oldu. Wells Fargo Center’da oynanan serinin altıncı maçı, 76ers için tam anlamıyla bir ölüm kalım maçıydı ve final iddiasını sürdürebilmek için bu maçı kazanmak zorundaydı. Nitekim öyle de oldu ve Philadelphia maçı 101-112 kazanarak seriyi “Win or Go Home” maçına taşımış oldu.

12 Mayıs 2019 tarihinde, Scotiabank Arena’da oynanan bu eşleşmenin son maçı uzun yıllar hafızalardan çıkmayacak cinstendi. Kazanan takım finale çıkacağı için iki takım da baştan sona kontrollü oynamak zorundaydı. Mücadelenin son 4.2 saniyesine gelindiğinde skor 90-90’dı ve bir kişi hariç herkes, maçın uzatmalara gideceğini düşünüyordu… Kenardan atılan pası alan Kawhi Leonard topla birlikte köşedeki üçlük çizgisine kadar gitti. Onu savunan oyuncu Joel Embiid, son derece iyi bir savunma oyuncusuydu ve Kawhi’nin işi hiç de kolay değildi. Ancak bu dev adamın üzerinden atışını yapmayı başaran Leonard yere çömelerek topun potaya gidişini izlemeye başladı. Top, çemberin üzerinde yaklaşık 2-3 saniye sektikten sonra basket oldu ve Toronto Raptors Doğu Konferansı finallerinde Milwaukee Bucks’ın rakibi oldu. Bu seriyi unutulmaz kılan ise, Kawhi’nin topun potaya gidişini izlediği görüntü olmuş oldu.

Bu kadar zorlu geçen bir serinin ardından üç gün sonra Doğu finalleri başladı ve Toronto Raptors oyuncularının yorgun oldukları her hallerinden belliydi. Beklendiği gibi Milwaukee kendi evinde oynanan ilk iki maçı kazanarak seride 2-0 öne geçti. Bu noktadan sonra Raptors, kazanan kimliğini hatırladı ve evinde oynanan iki maçı seyirci desteğiyle kazanarak seride 2-2’lik eşitliği yakaladı. Raptors bu mucizelerin yaşandığı sezonda NBA finallerine yalnızca iki galibiyet uzaklıktaydı ve bu motivasyonla peş peşe iki maç daha kazanarak toplamda 4-2’lik skorla NBA finallerine adını yazdırdı. Bu serinin de yıldız oyuncusu tıpkı Philadelphia serisindeki gibi Kawhi Leonard oldu. Ancak bu sefer Kyle Lowry de özellikle son iki maçta iyi bir performans ortaya koyarak galibiyete katkıda bulundu. NBA finallerinde ise rakip son iki sezonun şampiyonu, bu seneki Batı Konferansı galibi, Stephen Curry, Klay Thompson ve Kevin Durant gibi yıldızlar topluluğundan oluşan Golden State Warriors’tı  ve Kanada takımının işi hiç de kolay değildi.

Bölüm sonu canavarının dağılışı: Warriors Hanedanlığının Sonu 

Tarihte ilk kez bir Kanada takımı şampiyonluğa bu kadar yaklaşmıştı ancak otoriteler tarafından favori gösterilen ekip, son iki sezonda olduğu gibi yine Warriors’tı. Toronto Raptors takımının şampiyon olabilmesi için tıpkı LeBron transferinde ve 76ers serisindeki gibi ufak çaplı bir mucizeye ihtiyaç vardı. Tüm bu tespitler ışığında 2019 NBA finalleri 30 Mayıs tarihinde Toronto’nun ev sahipliğinde başlamış oldu. Raptors’ın rakibi sakatlıklarla boğuşmaya daha ilk maç öncesi başlamıştı ve Kevin Durant bu karşılaşmada yer alamayacaktı. Maça kendi seyircisinin desteğiyle moralli çıkan Toronto, karşılaşmayı 118-109 kazanarak seride 1-0 öne geçti ama karşılarındaki rakip her ne kadar sakatlık sorunlarıyla uğraşsa da asla hafife alınamazdı. Yine Raptors’ın ev sahibi olduğu, serinin ikinci maçını Warriors kazandı ve seri 1-1’e geldi. Bu galibiyetten sonra çabuk toparlanan Toronto sıradaki iki maçı da kazandı ve 3-1’lik skorla şampiyonluk yolunda dev bir adım attı. Ancak serinin beşinci maçında yıldız oyuncu Kevin Durant geri dönecekti ve bu Raptors için önemli bir sorundu. Ancak karşılaşmaya çok iyi başlamasına rağmen maçın ortalarında sakatlanan Durant, seride bir daha forma şansı bulamamıştı. Bu karşılaşmayı bir sayı farkla kazanan Golden State, şampiyonluk ümitlerini sürdürmüştü. Serinin altıncı maçına Warriors’in salonu Oracle Arena ev sahipliği yapacaktı ve Toronto, maçı kazanması halinde ilk şampiyonluğunu elde edecekti. Maç baştan sona dengeli bir şekilde devam ederken Warriors takımının bir diğer süper yıldızı Klay Thompson da sakatlanıp oyuna devam edemedi. Böylece tüm sezon Toronto’nun yanında olan ‘şans’, yine kendini göstermişti. Mücadelenin son saniyelerine bir sayı farkla önde giren Raptors, farkı açmak için yaptığı hücumu iyi değerlendiremedi ve Warriors’a son bir şans doğmuş oldu. Top, tarihin en iyi şutörü olarak adlandırılan Stephen Curry’nin ellerindeydi ancak bu topu istediği gibi kullanamayan Curry, mağlubiyete engel olma fırsatını tepmiş oldu. Ardından yapılan Raptors hücumunda serbest atış çizgisine gelen Kawhi Leonard hata yapmadı ve takımının 114-111’lik skorla seriyi 4-2 kazanmasını sağlayarak tarihte ilk kez bir Kanada takımının NBA şampiyonu olmasına öncülük etti. Her ne kadar MVP ödülünün sahibi Kawhi Leonard olsa da özellikle Play-off’lar boyunca Kyle Lowry, Fred VanVleet, Pascal Siakam, Danny Green, Serge Ibaka ve Marc Gasol gibi oyuncular da  şampiyonluğa en çok katkı veren isimler arasında yerlerini aldılar.

Bir Kanada takımının NBA’de şampiyon olması övgüleri hak eden bir iş. Çünkü 1946-47 sezonundan beri devam eden bu ligde yer alan 30 takımın yalnızca bir tanesi Kanada’dan ve ilk kez 2018-19 sezonunda şampiyon çıkabildi. Dolayısıyla Toronto Raptors’ın o sezon elde ettiği başarı tarih sayfaları arasındaki yerini çoktan aldı, her ne kadar şampiyonluğa bazı ‘görünmez eller’ gerçekleştirdikleri mucizelerle yardım etseler de…

Yazan: A. Deniz Harmankaya

Editöryal: Nergiz Bulut & Yavuz Akyol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Leave a comment
scroll to top